Tiyatro Tümü

Tiyatro Sezon Açılışını ‘OSMANCIK’ ile Başkent Ankara ‘da Kutladık...


Sizce Nasıl?

Başkent Ankara da tiyatro sezonu ekim ayının ilk günlerinden itibaren büyük bir çoşku ile başlamış, tüm tiyatrolarda perde ,özlem dolu seyircinin katılımı ile açılmıştır.

Annem Güneş Sezai Akmen anısı için ….

                             
‘İnsanı yaşat  ki Devlet yaşasın !’

Başkent Ankara da  tiyatro sezonu ekim ayının ilk günlerinden itibaren büyük bir çoşku ile başlamış, tüm tiyatrolarda perde ,özlem dolu seyircinin katılımı ile açılmıştır.Bize de  üstte   bahsettiğimiz seyircinin arasına katılarak ,tiyatro sezon açılışında  ‘Osmancık’ oyunu  ile Cüneyt Gökçer Sahnesinde  bu duygular  yeni sezon   mutluluğunu yaşatmıştır.İnanılmaz kalabalık seyircinin katılımı ve heyecanını görmek çok tartışılan sanat kurumlarımız adına bizi bu dönemde de yine umutlandırmış ve koltuklarımızda daha güvenli oturmamıza neden olmuştur. 


Devlet Tiyatroları Cüneyt Gökçer Sahnesinde tarihi bir oyun olan ‘Osmancık ‘ ile hem Tarık Buğranın da yüzüncü yaşını kutlamış hem de tarihi kendi amacına uygun serüveninde kullanan tiyatronun eşsiz yapısına bir kez daha hayran olmuş, kısacası Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin önemli detaylara  yeniden  tanıklık etmenin heyecanını bu oyun hepimize yaşatmıştır.


Osmancık’tan Osman Gazi Bey ve Orhan!
Türk Edebiyatının önemli ismi Tarık Buğra ile ‘Osmancık’ böylesine anlamlı kutlama  yılında   bizi Ankara da yazarı ile  buluşturmuş,  Osmanlının kuruluş dönemine ilişkin eserde genç tecrübesiz Osmancık’tan düşünce adamı Osman Gazi Beye  uzanan gelişim ve dönüşüm sürecinin  anlatıldığı yıllar ,Şeyh Edebalı ‘nın bu dönüşüm sürecinde Osmancık üzerinden etkisinin getirdiği ruhsal yükseliş anlatılmış. Osmancık da  geleceği hazırlanmış olan  tarihin sayfalarına sığmayan bu büyük devletin özünde var olan ,insan kavramının işlenmesi  gerçekten çok da önemli olmuş ve insan’a özgü değerleri yine   doğru zamanda ,doğru kişiler tarafından değerlendirilmiştir.Aklın ve sağduyunun kabasal yaklaşımlarının ötelendiği bu oyun da Osmancık beklenmeyen süreç içinde Osman Gazi Bey  kimliği ile ağır yükünü omuzlarına almış ve yüceltmiştir.Bursa ise oğul Orhan’a işaret edilen  bir vasiyet niteliği olarak değerlendirilmiştir.Osmancığın insanlığa en önemli mesajı ise Devlet –İnsan ve Bilgi üzerinden gücün yüceltilmesi olmuştur.


Tarık Buğra 100 Yaşında  ve Tarihi Oyunlar             
1918 doğumlu olan yazar’ın 100.doğum günü  Ankara Devlet Tiyatrosu  tarafından sezon repertuarına alınmış  ve ‘Osmancık’ ile kutlanmışlığı  gerçekten sevindirici olmuştur.Yazar Tarık Buğra ve ‘Osmancık’  tarihi oyunlar yapısı içinde uyarlanan en iyilerinden olarak kendi türünde   seyirci ile buluşturulması ödenekli tiyatro sezonuna   da  vefa anlamında güç vermiştir. 


Buğra  roman kahramanlarını idealize’den uzak en doğal halleri ile  yaratmış ve   bu anlamda yazar  karakter incelemesinde çok güçlü olarak realizmin tutkulu kalemi olmayı kendi tür tercihinde her zaman kullanmıştır.


Kalıplardan uzak anlatımı tercih ettiği gibi güzel Türkçenin de kendi uslubu içinde değerlendirmesini yapmaktan yazar hiçbir zaman  vazgeçmemiştir.
Oyun üzerine notlarımızı paylaşırken adalet,inanç,töre ana üçlüsünün yanında bilgisel  yaklaşımında varlığının yazar gibi yönetmen tarafından da önemsendi- ği  keyifle seyirci tarafından algılanmıştır.


Oyun üzerine paylaşım notları…..
Yönetmen Adnan Erbaş imzası ve oyuncuların genel olarak başarılı performansları ile   ‘Osmancık’ sezon oyunu olarak öncelikle güzel bir enerji yakalamıştır.
 Yönetmen ve  dramaturg Vildan Durdağ  ile  teknik ekip çalışmasının da  tiyatronun tarihi kullanma amacına uygun yaklaşımı  üzerinden oyunda  en doğru şekilde ‘Osmanlı  Ruh’  yapısının da değerlendirildiği kanısı oyunda öne çıkmıştır.


Osmancık rolü (Orhan Özyiğit)yönetmen tarafından oyuncu olarak  çok doğru seçimin getirdiği gerçekten alkışlanacak performans olmuştur. Oyunda  başından sonuna kadar düşmeyen enerjisi ile  oyuncu hak ettiği  beğeniyi  kazanmıştır.


Osmancık ‘ın ilk zamanları olan tecrübesiz ,gençlik yılları ardından gelen değişim ve dönüşüm sürecinde Şeyh Ede Balı  ve onun öğretisine önem veren ve ona yönlendiren Ertuğrul Bey ile olan sahnelerde yeniden doğuşuna yönelen sabır, inanç ile güç’e giden yolda gerek beden dilini kullanmasındaki katmanları anlamlı şekilde aşması, oyunculuğunun her anında asla sıradan olmayan dokunuşların doğru ve geliştirici olmasının ardından gelen Malhun’la olan duygusal ataklarının sabırla örtüşmesinin ardından yine  murad’ının getirdiği mutluluğunun kişiliği üzerinde iyileştireceği güzelliği oyuncu tarafından  başarı ile yansıtılmıştır.


Gerçekten oyuncu onca zamanı sırtına yüklemiş oğul Orhan ve Bursa hedefi ile yazalacak destan için ilk ışık kişisi olmuştur. Bu ışık oyunculuk anlamında da Özyiğit için tüm sahnelerinde  geçerli olmuştur.
Ses rengi ,tonu ve vurgusunda diksiyon ve fonetiğin oyuncu olarak güzel etkilerini yakaladığımız ve doğru beden dilini de değişim ve gelişimlerdeki farklığı ortaya çıkartırken  abartısız ama güçlü oyunculuğu ile Yiğit Özşener Osmancık’ın başarısına   önemli katkıda bulunmuştur.


Ede Balı( Nihat Hakan Güney)Tarihi oyunların değişmez ismi olarak başarısını daima taze tutan oyuncunun performansı bu oyunda da yine tarihin akışı içinde  tartışılmaz olmuş ,  öğretici veya Malhun Hatun’un babası olarak da oyunculuk anlamında oyuna yansıyan denge ve ahenk de Osmancık’ı daha da güçlü yapmıştır.
Ertuğrul Gazi  (Mehmet Gürkan)Oğul Osmancık’ın güç  ve yeteneğinin en doğru şekilde ortaya çıkarma  çabasını desteklerken, aile büyüğü Ede Balı üzerinde de  aynı görüşleri paylaştığı için ısrarcı  olmaktan çekinmemiştir.   Orhan’ın doğum müjdesinin ardından gelen ölüm haberi ile karşıtlığın bir başka yüzü olan tevazu ile güç’ün en güzel uyumunu oyunculuk anlamında olduğu gibi töresel yapıya intikal eden biçimsellikte de yakalatmıştır. Gürkan başarı ile bunu ölüm yada tören sahnesinde  de değerlendirilmesini sağlatmıştır. 


Gökçe Bacı(Zeynep Aytek Metin)Oyunda nitelikli oyunculuk anlamında  parlak ışığı ile Nikeforos(Can Öztopcu)sahne empatisinin yine oyunculuk anlamında getirdiği  farklılığının başarısı ile dikkatleri üzerlerine almayı bilmişlerdir.


Malhun Hatun (Neşe Baykent)Naif yapısının ardına sıkışmış oyunculuğunu asla öne çıkaramamış, oyun boyunca beklentilerimizi  gelin adayı olduğu veya  sonrasındaki tüm sahneleri içine alan evrelerde beklentimizi  fazlaca zorlamış ve boşa çıkarmıştır.


Orhan (Tayfur Çamlıbel)Sahnede yok olmuş bir kimlik Orhan !Daha doğrusu Orhan’ı yok eden bir oyuncu Çamlıbel…Yönetmen adına en büyük eleştiri bu genç  oyuncunun bu role seçimi ve devamlılığında ısrarcı olmak anlamında tarafımızdan gelmiştir.Oyunun genel havasını final sahnesinde olumsuz etkilediği  de  açıkça yönetmenin gözünden kaçmıştır.


Dursun Fakı(Gürkan Görbil),Ildız(Büket Türkyılmaz),Erdoğmuş(Mehmet Ali Toklu),Gün Hatun (Gönül Orbey),Anlatıcı(Bülent Aksoy),Mihail Kosses(Özgür Çengiz),Ak Temur(Güven Besimoğlu),Saltuk(Selim Öztürk),Rahman(Arsal Mazmanoğlu),Konur Alp(Caner Karabenli), Sungur (CeyhunBecerikli),Abdullah (Mehmet TahirSertekan) oyuna olumlu etkileri düşünülmüş ,Holafira (İpek Erim)genç oyuncu seyircinin oyunculuk anlamında  dikkatini çekmiştir. 


 Gündüz(Barış Tuğsan Gök),Kara Güne(Güven Türkmen),Aratun(Tansel Aytekin)ve Askerler,Dervişler,Halk ,Bizans Beyleri,Bizans Askerleri AtillaKılıç,Aykut Zöngör,Barış Aslan,Begüm Sarp,Berk Bozoğlu,Bulut Uzun,Burak Yıldız,Burgaç Dövüşçü,Celal Fatih Ulu,Ceren Saraçoğlu,Çisel Ocak,Elif Çetin,Gökhan Akay,Güçhan Öztürk,Hira Ogeday Erkut,İlyas Zeki Karaca,Mehmet Uğur Nak,Mithat Abacı,Murathan Atak,Oğuz İnce,Oğuzhan Alparslan,Övgü Özgürce,Ramazan Bölükbaşı,Rıza Eliaçık,Sevgül Eylül Uğural,Sinem Ertuğrul,Şahnur Dedeoğlu Kudat,Tayfur Çamlıbel,Uğur Ungan,Yağmur UzunDemirci,Zeynel Can Soylu’ya da oyunun tamamına katkıları için teşekkürlerimizi iletiriz.
Müzik de Kemal Günüç ismi gerçekten tüm seyircileri kendisine işitsel anlamda hayran  ettiği gibi tarihsel oyuna katkı anlamında ise bir oyuncu gibi oyunun müziği de  uyum anlamında da  üstün başarıyı hak etmiştir.


Müzisyenler M.Aycan Kurbani,Arzov Kurbani,Onur Yeni,Bülent Balcı,Mustafa Pehlivan,Taylan Kırıcı,Evrim Ezgi Yıldırım’da bu başarının, çalışmanın  değerli  icracı elemanları olarak yürek alkışlarımızı almışlardır.


Dramaturg ve şarkı sözlerinde Vildan Durdağ ismi gerçekten başarıyı  yakalamıştır.


Dekor Tasarımında Murat Gülmez’in sahneyi en iyi (Açık,rahat, değişebilirliği ve tarihe aykırılığı söz konusu olmayan) şekilde dekor parçaları ile yine  en yalın şekilde öncelikle( Cenaze Töreni  , EdeBalı Dergahı gibi) kullanma hüneri için de kutlamak gereği oluşmuştur.


Kostüm Tasarımında İnci Kangal Özgür ‘ün saç-başlık,kuşak-kemer kumaş- dokuma ve renk konusunda ayrıntılı çalışması sahneye katkı olarak yansımıştır.
Tüm renklerin en yumuşak olanlarını seçmesi ve kullanması özellikle kalabalık sahnelerde seyirciyi yormamıştır.


Makyaj Tasarımında başarılı bir isim Dr.Yeşim Arsoy Baltacıoğlu yüzleri asla maskelemeden az dokunuşlarla kullanmayı bilmiştir.

 


Işık Tasarımında Osman Uzgören’in değişimi ,mutluluğu getiren sahnelerde düğün! kadar olmasa da biraz sahne loşluğunu gidermesi gereğine inanmışlığımızı oluşturmuş,Uyarlama da Dinçer Sümer,Yönetmen Yardımcısı Çağman Pala ,Asistan Volkan Özman ile tüm emeği geçenlere teşekkürlerimizle, yeni sezonda herkese olan başarı dileğimizi burada bir kez daha  paylaşmak isteğimizin sizlere ulaşması da dileğimiz olmuştur.
                                                                                 

Füsun Akmen Balkaya
07.10.2017 / CüneytGökçerSahne-Çayyolu-Ank.

 


Facebook Yorumları

Twitter akışı

New Sanat Yorumlar

Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.